Hem öğretmenler hem de ebeveynler için çocuklarla etkileşimli, yaratıcı ve anlamlı hikâye anlatımı deneyimleri sunan kapsamlı bir rehberdir. Bu kitap, masal anlatıcılığını bir beceri olmanın ötesinde, çocuklarla güçlü bir iletişim kurma sanatı olarak ele alır. Eğer bir öğretmen veya ebeveyn olarak çocukların dikkatini toplamakta, onları hikâyenin içine çekmekte zorlanıyorsanız, bu kitap size adım adım uygulanabilir yöntemler sunar.
Kitapta, masal anlatımına başlamadan önce yapılması gereken hazırlıklar, rutinler ve ritüeller detaylı biçimde anlatılır. Hangi ortam koşullarının anlatıcılığı desteklediği, çocukların duyusal olarak nasıl hazırlanabileceği ve anlatım öncesinde hangi oyunlarla bağ kurulabileceği pratik örneklerle açıklanır. Ayrıca masal sırasında kullanılabilecek etkileşimli oyunlar, beden dili çalışmaları, ses tonu ve tempo kullanımı gibi unsurlar da kolay uygulanabilir şekilde sunulmuştur.
Masalın yalnızca anlatılan bir hikâye değil, aynı zamanda aktif bir öğrenme süreci olduğu fikrinden yola çıkan kitap, çocukları pasif dinleyiciler olmaktan çıkarıp, katılımcı birer masal kahramanına dönüştürmeyi hedefler. Bu sayede çocuklar hem dil becerilerini hem de hayal güçlerini geliştirir, anlatıcıyla birlikte öğrenme sürecine dâhil olurlar. Öğretmenler için de bu yaklaşım, sınıf içinde etkileşim temelli bir öğrenme kültürü oluşturmanın anahtarıdır.
Kitabın sonunda, yönergeli metinlerle hazırlanmış klasik masal örnekleri yer alır. Bu bölüm, öğrendiklerinizi hemen uygulamaya koyabilmeniz için bir başlangıç noktası sunar. “Eğitimde Masal Anlatıcılığı: Hadi Bana Masal Anlat”, anlatıcılığın gücünü keşfetmek, çocuklarla anlamlı bir bağ kurmak ve öğrenmeyi neşeli bir deneyime dönüştürmek isteyen herkes için ilham verici bir kaynaktır. Bu kitabı okuduktan sonra hem siz hem de öğrencileriniz, kelimelerin büyüsüne yeniden inanacaksınız.
Bu kitap modern eğitim dünyasının hızla değişen dinamiklerine uyum sağlamak isteyen öğretmenler için kaleme alınmış bir yol haritasıdır. Öğretmenlik mesleğini yalnızca bilgi aktaran bir rol olarak değil, öğrenme süreçlerini dönüştüren bir deneyim tasarımı olarak ele alır. Her sayfasında, öğretmenin sınıfta nasıl yeniden ilham bulabileceğini, mesleğini tutkuyla nasıl sürdürebileceğini ve çağın gerektirdiği yeniliklere nasıl uyum sağlayabileceğini anlatır.
Kitap, günümüz eğitimcilerinin karşılaştığı en büyük sorulardan biri olan “sürdürülebilir öğretmenlik” kavramını merkezine alır. Yorgunluk, tükenmişlik ve hızla değişen sistemler karşısında ayakta kalabilmenin yollarını, deneyim temelli eğitim uygulamalarıyla örnekler. Okuyucu, kitabın rehberliğinde, sınıf ortamını bir “öğrenme deneyimi laboratuvarına” ve öğrencileri pasif dinleyicilerden aktif katılımcılara dönüştürmeyi öğrenir.
Ayrıca kitapta, rejeneratif eğitim kavramı derinlemesine ele alınır. Sürdürülebilir bir eğitim ekosistemi yaratmak için öğretmenin kendi içsel yenilenmesini nasıl sağlayabileceği, doğayla, teknolojiyle ve toplumla kurduğu ilişkiyi nasıl dönüştürebileceği somut önerilerle açıklanır. Teknoloji çağında çocuklara yalnızca bilgi aktarmanın değil, onlara yaşanabilir deneyimler sunmanın gerekliliği vurgulanır; çünkü öğrenme, ancak duyguyla birleştiğinde kalıcı hâle gelir.
Son olarak, bu kitap her öğretmen için bir çağrıdır. Dünyayı iyileştirmeyi, geleceğin tohumlarını bugünün sınıflarında yeşertmeyi hedefleyen tüm eğitimciler için yazılmıştır. “Eğitimde Deneyim Tasarımcısı Öğretmen Rehberi”, öğretmenlerin kendi hikâyelerini yeniden yazmaları, mesleklerini anlamla doldurmaları ve her çocuğun kendi hikâyesini bulmasına eşlik etmeleri için güçlü, ilham verici bir kılavuzdur.
